2000 yılında kardeşim ve anneme yazdığım mektuplar

2014-06-18 22:21:00

26 Ekim 2000 Cumartesi

saat : 14:59

 

Hediye,

Mektubunu dikkatlice okudum. Gördüm ki bizim dertlerimiz hep aynı veya benim de sıkıntılarım da aynı idi. Onun için dertlenmeye değmez. Gerçek söylüyorum çok dertlenmeye değmez. Hayat varsa sıkıntı vardır. Bu neredeyse değişmez bir kuraldır. Onun için mümkün olduğunca problemler karşısında sabırlı olmak gerekir. Hem sabırlı olmak gerekli hem de bol bol gülümsemek gerekli. Gülmemek ve gülümsememek bizim en büyük eksikliğimiz.

Çok erken yaşlarda dünyanın bütün dertleri üzerimize  çökmüş gibi hissetmek hiç doğru değil Hediye. Her şeyi ne kadar çok problem yaparsan o kadar çok ve çabuk yıpranırsın yaşama isteğin azalır. Hayatı çekilmez bulursun. Mesela yarın için “ben bugün hiç canımı sıkmayacağım problemle karşılaşsam bile bu problemi kendime dert edinmek yerine onu çözmek için mücadele edeceğim ve bunu bir çeşit oyun gibi göreceğim. Hatta ben bugün herkesi seveceğim onların hataları olsa bile ben onları gene sevmeye devam edeceğim.” diye kendine söz ver ve uygula. Bu egzersizi her gün yemek yer gibi  yap. Göreceksin ki o günün çok güzel geçecek.(mektubundaki sorulara da cevap vereceğim. Biraz sabret.)

Evdeki ve çevrendeki olumsuzluklarla çok fazla meşgul olma. Görme ve duyma onları. Kafanın içerisinde her zaman okuyacak olduğun kitaplar çalışacak olduğun dersler olsun. Planlı olmayı bir ilke haline getir. Ben daha önceki mektuplarımda planlı olmanı söylemiştim. Yanında küçük bir defterin olsun ve her şeyi not al. Tamam mı? Baban ne diyormuş ablan annen sana ne diyormuş. Geç bunları. Dert etmeye değmez onların laflarına. Sen işine bak. Mesela ayda bir defa bilim teknik dergisi veya gezi dergileri (Atlas olabilir, Gezi dergisi olabilir) hatta tarih dergisi al. Anlayabildiğin kadar oku onları. Bilmediğin kelimeleri hocalarına sor. Örneğin ben bir dergi alırdım o dergiyi bir ayda okurdum. Yavaş yavaş. Kafanın içerisinde ilim olsun. Can sıkıntıları laflar olmasın. Sana bir şey söylerlerse boş ver! de. Cahil insanlarla uğraşmaya değmez. Boş ver deme sanatını öğren.

Ben sana her mektubumda yazıyorum İNGİLİZCEYİ iyi öğren diye. Bak bu dile çalışırsan her kese büyük fark atmış olacaksın. Küçük basit İngilizce hikaye kitapları al. Basit olsun kitaplar ve onları sözlük yardımıyla anlamaya çalış. Sıkılma, üzülme, bıkma, İngilizce yaz bir kağıda. Anlasan da anlamasan da yaz Hediye. İngilizce basit bir dil aslında. Her akşam senin en birinci görevin tam bir saat İngilizce çalışmak olmalı. Bunu başarabilirsin. Ablanla ben bunları hiç başaramadık. Bunları öğrenmemiz gerektiğini güzel bir şekilde bize söyleyen olmadı. Söylediler ama nasıl? “Bakın başkalarının çocuklarına onlar ne kadar akıllılar siz de onlar gibi olun” diye. Aynı sana dedikleri gibi.bu gün biz başarısız olduysak biraz kendi hatalarımızla ve çoğu da bizi başkalarıyla karşılaştıranların hatalarıyla oldu. Düşünsene Hediye; sen büyük bir çöldesin yolu bilmiyorsun ve senin rehberin sana akşama kadar “sen yolu bilmiyorsun sen hiçbir şey bilmiyorsun” dese sen de “niye zırlayıp duruyorsun bilseydim sana sormazdım aptal rehberlik yapacaksan çeneni kapat ve sükut ile yol göster” demez misin? Toplumumuzda yol göstericilerin pek çoğu böyledir. Dikkat et okumuş öğretmenler bile yol gösterirken böyle gösteriyorlar sen şimdi okumamış annene ve babana niye böyle konuşuyorlar diye kızabilir misin?

Dini kitaplar O-K-U-M-A !!! DİNİ ROMANLAR O-K-U-M-A!!! (İslamı bilme öğrenme demiyorum) bu romanlar insanları sıkıntıya sürüklüyor. Örneğin her gün bir Kuran ayetinin Türkçesini oku ve o ayet hakkındaki bilgileri evdeki İbni Kesir ya da Mevdudiden bak. Anlayamaz isen bırak o ayeti başka ayetlere bak. Anlayabildiğin kadar oku. Ama sadece bir ayet. İstersen her gün değil haftada bir gün ve yarım saat oku. Göreceksin ki kafanın içerisi bilgiyle dolacak.

Her gün –ama mutlaka her gün- İngilizce kitaplar okumaya çalış. İngilizce dergi bulursan okumaya çalış. Bu okumaları bir ders gibi görme. Bir oyun gibi gör.  Canını sıkmadan ders çalış. Gülerek oynayarak. Baktın ki bir konuyu anlamadın üzülme hiç. Bırak her şeyi git bir meyve suyu iç portakal ye veya bir küçük çikolata bulundur her zaman evde onu ye. Veya neşeli bir müzik dinle. Kendine güven ve ben öğreniyorum ve ben biliyorum de. İngilizceyi iyi öğrendin bir de kültürlü oldun mu her şey değişecek ama göreceksin her şey kesinlikle değişecek ve kendine güveneceksin. Bu gün iyi yerlerde yaşayanlar gazetelerde yazanlar başarılı insanlar muhakkak bir yabancı dil biliyorlar. Sadece hocalarından bekleme, onlar çok iyi İngilizce bilemeyebilirler. Sen özel çalışacaksın. Düşünsene, çevrende kim ne kadar İngilizce biliyor ki! Dediğim gibi boş laflarla kafanı oyalama. Ben dil öğrenmede çook geç kaldım ve şimdi zorlanıyorum. Hatta anlayamıyorum. Zamanında motive olabilseydim ne iyi olurdu.

Evde yalnız kalman güzel bir şey. Ancak ben yine de yalnızlığın çok çok iyi olmadığına inanıyorum. Çünkü bazen evde birilerinin olması insana daha çok güven veriyor ve insanın konuşma ihtiyacı gideriliyor. Ben de burada yalnız yaşıyorum fakat bazen çok fazla canım sıkılıyor. Geliyorum evde yemek yok yemek yapmak ise çok zaman alıyor. Aslında yanında bir nefesin olmasını bazen çok istiyorsun. Ama  yaşam böyle de güzel. Evde televizyon olması kadar insan başarısının önüne geçen hiç bir şey yoktur her halde. Televizyon öğrencinin en büyük ama en büyük düşmanıdır. Onun için Hediye yalnız kalınca İnşallah çok fazla tv. seyretmiyorsundur. Seyret ama az seyret. Genede bu benim tahminim belki de seyretmiyorsundur. Çünkü ben evde iken çok seyrederdim. Hiç yararını görmedim. Hep zararını ama hep zararını gördüm. Şimdi benim buradaki evimde de tv. Var ben onu neredeyse hiç seyretmiyorum. Ders çalışmaya engel oluyor.

Sen hiç gazete okuyor musun Hediye. Haftada bir defa olsun gazete al ve oku. Yeni Şafak al Milli Gazete al Zaman gazetesi al. Bu gazetelerin Kültür ve Edebiyat sayfalarını oku.

Dünya ve yerli KLASİKLERİNİ muhakkak oku. Dostoyevskiyi, Gorkiyi, Reşat Nuri Güntekin’i Ahmet Rasim’i Necip Fazıl’ın şiirlerini(anlamasan da) oku. Bu isimler Edbiyatın dev isimleri Hediye. Dini ROMANLARI O-KU-MA !! Bu romanlar gerçekle hiçbir ilgileri yok. Hepsi hayali. Bence insanda ruh çöküntüsü yaratıyorlar. İSLÂM BU KİTAPLARIN ANLATTIĞI GİBİ DEĞİL!!!  İslam insanlar sıkıntı çeksinler diye gelmemiştir. İslam yol göstermek için ve mutlu etmek için gelmiştir. Hz. Muhammet (s.a.v) “ KOLAYLAŞTIRINIZ ZORLAŞTIRMAYINIZ MÜJDELEYİNİZ NEFRET ETTİRMEYİNİZ ” buyuruyor. Ama bu gün  Türkiyede İslam zorlaştırmış ve Allahtan insanları korkutmuştur. Hal bu ki Allah’tan (cc) daha çok seven ondan daha çok bağışlayan ve hediye veren hiçbir şey yoktur. Ama sen Hediye mektubunda ne kadar çok korkmuşsun. Allahtan korkup kendini üzme. O Allah ki o ancak sevilir ve O seni ve bütün kullarını insanları sever. Allah seni annenden ve babandan daha çok sever. Canını sıkmaya değmez.  O romanlardaki kadar iyi insanlar yok denecek kadar azdır. O kadar iyi ancak Peygamberler ve Melekler olurlar. Sen bir insansın. Şimdi sorularına cevaplar:

1.       unutkan olduğundan bahsediyorsun. Bu sadece senin değil benim ve birçok insanın sorunu. Bunun bence en büyük sebebi televizyonu çok izlemek. Ondan sonra çok fazla müzik dinlemek. Çok dikkat etmemek ve  önem vermemek, aşırı üzülmek, az okumak. Senin mektupta yazdıkların kesinlikle doğru değil. Bunlar batıl inançlar. Pek çoğu bize Yahudilerden gelmiştir. Hz.Muhammet unutkanlığın sebebini “harama bakmak olduğunu” söylemiştir. Ben sana “dini kitapları okuma” demedim mi? Unutmamak için bildiğin sureleri oku ve okuduğun her ne ise dikkatli oku ve okuduğuna önem ver. elbette tekrar et. Ama ben de çok unutkanım. Eğer çok okusan beynin çok çalışır ve unutmazsın.

2.       baban biz küçükken hep başkalarının çocuklarını överdi bizi küçük görürdü. Bu babanın bir hastalığıdır. O hasta ise ona kızmamalısın. O ne derse tamam de. Ama ondan nefret etme. Öyle veya böyle o da iyi insan.  o çok iyi eğitim almadığından böyle söylüyor. Onun sözleriyle canını sıkmaya değmez. O senin başarılı olmanı istiyor fakat bunu isterken yanlış istiyor. O ilkokul mezunu bir insan onun için ona kızmamalısın.

Annen ise sana çok güveniyor. Bana yazdığı mektupta sana çok güvendiğini  yazmıştı. Ama gene de onlar sadece seni değil hepimizi tembel olarak gördüklerinden hala bize güvenemiyorlar. Aslını söylemek gerekirse biz o kadar da çalışkan olmadık. Ama onlar da iyi bir eğitici olmadılar. Onlara kızmıyorum. Onlar o kadar başarabiliyorlardı. Bir anne ve baba asla çocuğuna karşı kötü niyet beslemez. Onların yanlışlarına bakarak onların sana karşı iki yüzlü davrandıklarını sanman ne kadar doğru olur bilmem. Onlar iki yüzlü değiller sadece bilgisizler. Ama onlar iyi niyetliler. Onlara kızdığın için başarılı olma, kendini sevdiğin için başarılı ol. Bilgili insan ol Hediye Üniversiteyi kaznmak iyi ama her şey üniversite demek değil ki. Üniversiteyi kazanmak veya kazanmamak çok çok önemli değil. Ama ben senin üniversiteyi kazanacağını biliyorum. Kazanmasan da hiçbir şey olmaz. Üniversiteyi bitirmek demek bilgili olmak anlamına gelmez. Bunlara aşırı kafa yorup canını sıkma tamam mı? Hz. Muhammet “detaylarda boğulmayınız” diyor. Sen de detaylı düşünme. Ben düşündüm de ne oldu sanki. Sen anladığın kadar anla çalışabildiğin kadar çalış gerisini Allaha bırak. 

3.       Hediye ibadet edemiyorum diye üzülmek hiç üzülmemekten daha iyidir. Ancak aşırı üzülme birçok müslüman bu görevini yapamıyor. Sen kalbinin sesini dinle ve öncelikle ibadet yapmak istediğinde hemen namaz kıl. Önce her gün sadece bir vaktin namazını kıl. Buna alışırsan iki vakti kıl. Bunları sıkılmadan üzülmeden yap. Kılamazsan kendinden nefret etme. Biliyorsun ki biz her bildiğimiz şeyi dünyada yapamıyoruz. Zaman içersinde sende iman ilerleyecek ve sen hatalarınla birlikte İslamı yaşayacaksın.insanlarda böyle haller olur. Üzülme. Allah her şeyi bilir ve bağışlar.

 

Uzun bir mektup yazdım sana. Biraz ağır oldu ama... olsun ben sana bunların hepsini su gibi iç demiyorum illa ki benim bu dediklerim dünyanın en doğrularıdır demiyorum sadece bildiğim yaşadığım ve inandığım ve tavsiye ettiklerim bunlar. Bu tavsiyeleri okursun kendine uygun olanını seçersin yapabildiğini yaparsın. Allahı ve Hz. Mauhammet’i sev hayata  umutla bak, sıkıntıları bir yana bırak, geleceğe inanarak yaşamaya bak. İslami konuları uygulayabildiğin kadar uygula. Allah ve Rasulü baskıcı değildir aptal insanlar baskıcıdırlar. Bişkekten selamlar ve dualar.

(bizim Margaritaya da bir mektup yaz ne olur. Bana her zaman sorup duruyor.ben de şuan adresini bilmiyorum. Manasa yazıver.)

Özcan

 

 

 


 

Ekim-2002

BISMILLAHIRRAHMANIRRAHIM

Sevgili Anneciğim;

Bana gönderdiğin mektupların cevaplarını bir bir açıklayacağım.

 

Ben sana mektup yazmak istemediğimden veya üşendiğimden mektup göndermiyor değilim. Bunun sebeplerini daha önceki bir mektupta yazmıştım fakat tekrarlayayım.oncelikle sadece sana gonderdiğim mektup baskası tarafından okunsun istemiyorum fakat siz buna dikkat edermısınız bilmem. Sebebin birisi bu. İkinci sebep sadece sen oku diye senin adına mektup yazsam bu sefer de babam alınacak niye bana da göndermiyor acaba diyecek. Ben de böyle düşünmesini istemiyorum. Bazen ortalığın daha düzenli kalmasını sağlamak için bunlara dikkat etmek gerekiyor. Halbu ki sen mektuplarında benim sadece sana mektup yazmamı istiyorsun. Benden özel şeyler yazmamı istiyorsun. Böyle bir durumda ben hem sana hem babama ayrı ayrı mektup yazmam gerekiyor. Şimdi bana söylşermisin anne ben babama nasıl mektup yazacağım hem yazsam bile neler anlatacağım ona. Biliyorsun babamla benim aramda bir konuşamama hastalığı küçüklükten beridir var. Sen benim yerimde olsan böyle düşünmezmiydin.

mektuplarında beni ne kadar sevdiğini anlatıyorsun.  Ben de öyle seni seviyorum. Fakat ben duygularımı tam olarak dışarıya yansıtamam. Allah var ya ben de bu huyumu hiç sevmiyorum. Aynı dayım gibiyim. Sanki duygusuz birisiymiş gibi. Fakat anne ben çok fazla duygusal olsaydım sizden arkadaşlarımdan ve vatanımdan hiç ayrılamazdım. Ayrılmasaydım bazı başarılara ulaşamazdım. Eğer dikkatlı bakarsan bilim adamları çok duygusal değildirler. Benim senden istediğim benim seni çok fazla sevdiğimi bilmendir. Ben mektup yazsam da yazmasam da bu böyledir. Çok fazla duygusal olmak annelere kadın ve kızlara yakışır fakat erkeklere çok yakışmaz. Erkeklerle kadınların özellikleridir bunlar. Ben artık sevgimi sözlerle göstermek istemiyorum. Paramla göstermek istiyorum. Ben sizden para almaktan bıktım usandım. Biraz param olunca işte o zaman göreceksin benim size nasıl davrandığımı. Çünkü ben bu garip ülkede neler öğrenmedim ki.

benden aşırı şekilde korkuyorsun. Fakat haklısın. Bu ülke normal bir insanı yer bitirir. Ama bu benim için geçerli değil. Çünkü benim temellerim sağlam. Ben İslamdan uzaklaşmıyorum. Elbette çok şeyler öğreniyaorum ve doğru hangisi yanlış hangisi diye düşünüyorum. Yeni farklı ama dinden uzak olmayan bir yola doğru gidiyorum.geçmişte pek çok hata yapmışım ama bazen hatalar insanları farklı yerlere sürüklüyor. İnsan şaşırıyor. Yani neyin hata neyin doğru olduğunu insan bilemiyor. Yani bazen şer diye bildiğimiz şeyler hayır oluyor.

beni merak etme. Ben burada o kadar iyi yaşıyorum ki. Türkiyedeki zengin öğrenciler belki bu kadar rahat değildirler.ama ne yapsam ne etsem aylık 100 dolardan fazla harcama yapmak zorunda kalıyorum. Çünkü Kırgızistan artık pahalı olmaya başladı. İlk geldiğimde 1 litre yağ 30 som idi şimdi 60 som oldu. Ev kiraları 30 dolar idi şimdi 70 ile 100 dolar arasında oynuyor. Bir de evim okula yakın olduğundan her gün evime insan geliyor. Ben bıktım. Akşam saat 11 olmuş Kenan isminde birisi geliyor. Kapıyı ona açmasam gidiyor okulda herkese Özcan kapıyı bana açmadı diyor. Ne yapayım sabrediyorum. Her türden insan var şu dünyada. Bazen demek beni seviyorlar ki geliyorlar yoksa niye gelsinler diyorum.  Masraftan korkuma onları eve almasam Allaha karşı suç işliyormuşum gibi geliyor ve aklıma cimrilik hastalığı geliyor onlara sabrediyorum. Nasılsa Allah bunların karşılığını verir diye ümit ediyorum.

 

Evimi görsen bayılırsın. Saray gibi. Evde her şey var. Televizyon radyo teyip bilgisayar masa lambası güzel fincan ve tabaklar. Güzel bir kitaplık güzel bir mutfak ve mutfağın manzarası da güzel. Camlı bir balkon var. Evde çok güzel yanan bir kalorifer var ev o kadar sıcak kı fanila bile insanı sıkıyor. Kömür derdi odun derdi yok. Sıcak su sabah akşam hiç durmadan akıyor. Saat kaçta yıkanırsan yıkan oluyor. Sıcak suya para ödenmiyor. Tüp sorunu zaten yok gaz her zaman borularla geliyor istersen sabaha kadar yak gelen para çok ama çok az oluyor. Şehir içi telefon istersen sabaha kadar konuş hiç fiyatı değişmiyor. Elektrik desen o da öyle.bunların ödemeleri zaten bana ait değil. Bunları ev sahibi ödüyor ben sadece ona 50 dolar veriyorum. Aslında bu kadar iyi şartlara göre ev kirası ucuz sayılır. Böyle bir evde Türkiyede zenginler yaşar. Yalan da olsa zengin hayatı yaşıyorum. Şimdilik böyle yaşıyayım da belki bir daha param olup böyle rahat yaşayamam. Belki yaşarım. Çok zaman bilgisayarın başında oturuyorum. Bilgisayar hakkında o kadar çok şey öğrendim ki gelince Hediyeye öğreteceğim. Meğer ben bilgisayarın be sini bile bilmiyormuşum. Anne yazdıklarımı iyi oku. Bunlarda yalan yok. Yemek yapma ustası oldum zaten. Her türlü yemeği yapabiliyorum. Bu kurbanda çok etim oldu. Her gün et yemeği yapıyorum. Çay içmediğim akşam yok  zaten. Bir çaydanlık aldım kaynadığı zaman  ötmeye başlıyor. Neredeyse bütün apartman ayağa kalkacak kadar oluyor. Sabahları kahvaltı yapmıyorum öğle olduğnda okulda yemek yiyorum.

Aslında akıllı ve dengeli yaşıyorum. Arkadaşlar bunları görünce benim zengin olduğumu zannediyorlar. Fakat ben paramı dengeli harcamaya çalışıyorum. Ben 20 yaşında bir insan değilim ki anne. Elbette dengeli olacağım. Ben her zaman büyleydim ama benim tek sorunum paramın olmamasıydı. Eve bir de saksıda çiçek aldım. Ona bakıyorum. Dalları büyüdü gitti.

Bana en zor gelen şey çamaşır yıkamak. Sevmesem de yıkıyorum. Ben böyle yaşıyorum işte.

Şimdi diğer meraklarına gelelim. Kadınların en çok düşündükleri ve merak ettikleri konular evlilik ve o ne yapıyor bu ne yapıyor gibi konulardır. Düğün. Düğün. Düğün. Ben ne kadar sade olsam ne kadar basit düşünsem de kadınlar ve kızlar böyle düşünemiyorlar. İşte burada söyleyeceklerim :

 

ben bir yola girdim. Yoldan hiç korkmadım. Sadece Allaha güvendim. Aklıma ve kalbime danıştım. Şu basit dünyada kafanda birçok zorluğu büyütmeyeceksin.her zorlukta bir kolaylık verir Allah diyorum. Korkmak gerek ama bunu fazla gözümüzde büyütmemeliyiz. Evlilik de yemek yemek uyumak gezmek gibi dünyalık basit iştir. Bundan dolayı ne çok aşırı sevinmeli ne de aşırı dert etmeli. Normal davranmak gerekli. Bunlar size göre zor fakat bana göre öyle kolay ki inanmazsınız.

bu yolda Allah izin verdiği sürece benimle beraber olacak olan kızın adı Bermet. Bermet sıcak kanlı bir insan. Aşırı duygusal. Ailesine çok bağlı. Akıllı birii. Zaten bütün dersleri pekiyi.) boyu benimle aynı. Fakat o uzun görünüyor. Bu aslında bir yanılgı çünkü onun ayakkabıları yüksek. Bana ne. Güzel giyiniyor. Onu bazı konularda aşırı zorlayamam. evlenmek demek biribirini değiştirmek demek değildir. O başka insan ben başka insanım. Ona her şeyi yaptırma hakkım olmadığı gibi o da bana yaptıramaz. Hatta o istediği bir dini bile seçebilir. Ben ona karışamam. İslamda böyledir.

o bir Kırgız. Duyguları düşünceleri sana bana benzemeyebilir. Bunları normal karşılamak gerekir. Bunları basit şeyler olarak gör. Farklılıkları ve yanlışları değil güzellikleri ve doğruları görmeye çalış. Boyu uzun gözleri kahverengi ve çekik saçları uzun teni benim gibi ne esmer ne de beyaz ama beyaza daha yakın. Fakat bizim ailedeki herkesten uzun bir gelin olacak. Zaten bir erkek kardeşi var ki upuzun ben çocuk gibi kalıyorum onun yanında. Bermet bir Türk ve Müslüman gibi düşünemiyor .bir Avrupalı gibi düşünüyor. Onun için İngilizcesi çok iyi. Türkçesi de çok iyi. tüm bunların yanında ben asıl zorluğu söylemek istiyorum. İşte bu noktada ben de nasıl düşüneceğimi tam bilemiyorum. Bermetin ailesi Kırgız geleneklerine çok bağlı burada başlık parası olmadan evlilik olmuyor.ben buna hemen karşı çıktım tabii. Bermet de istemiyor fakat anne ve babası bu geleneğin önüne geçemiyor. Ama ben gene de engel olmak için uğraşacağım. Onların bir isteği de sizden hiç olmazsa  birinizin düğünde bulunması. Korkuyorlarmış. Acaba biz kime kız veriyoruz diye. Aslında onlar da haklı. Fakat ben onlara bu konuda cevap vermeyeceğimi çünkü  babam ve anneme sormam gerektiğini söyledim. Artık bana bu konularda yardımcı olun. Her ne düşünüyorsanız bana tam olarak bildirin. Ben de size tam cevabını vereyim. Ama üzülmeyin. Dert etmeyin. Çünkü Allah bize yardımcı olur bilmediğimiz bir yerden bize kolaylık sağlar. İster olumlu ister olumsuz bana haber ulaştırın. Ama gene söylüyorum ah tüh edip dertlere boğulmayın Kırgızistan neresi deyip gözünüzde büyütmeyin burası sadece 5 saatlik bir yol. Her sıkıntı sadece uçağa bininceye kadar gerisi çok kolay. Zaten siz gelebilseniz ben ve Bermet her kolaylığı sağlarız. Telaşlanmadan ve sıkılmadan korkmadan düşünün. Burada çok arkadaşımın anne babası çocuklarını ziyarete geldi. Onlar da zengin değil aynı sizin gibiydiler. Kim bilir sizin için hayatınızın en güzel ve en ilginç anları olur. Fakat bütün bunlar kesin değil. Ben size sadece bilgi vermek istedim. Buradakiler bu konuları konuşuyorlar. Bilin istedim. Siz bu konuda ne derseniz ben ona göre düşünüp hareket edeceğim.    

Ben onlara farklı önerilerde bulunacağım. Mümkün olduğunca kolaylıkları bulmaya çalışacağım.bermetle bende sorun yok ancak bu ülkenin böyle adetleri zorluk çıkarıyor. Ama bana ne. Geleneklerle mi evleneceğim. Elbette herkes biririne yakın olunsa gelenekler olsa olurdu fakat Allah bize böyle nasip kıldı. Elbette bir kolaylık verir. türkiyede şuanda en basit bir düğün kaç dolar oluyor. Bana bilgi verin. Ben karşılaştırmalar yapmak istiyorum. Size yük olmak istemiyorum. Ama bu sıkıntılarınızın karşılığını da inşallah ödemeye çalışacağım. Yeter ki siz ümitsiz olmayın beni korkutmayın bana cesaret verin. Her şey düzene girer ve mutlu insanlar oluruz. Ben ailemizde üniversite okuyan ilim sahibi bir insan olarak ve farklı bir ırktan kültürden insanla evlenerek örnek olmak istiyorum. Kafalarımız ve gönüllerimiz açılsın istiyorum. İşte bunun böyle zorlukları var ama içimdeki güçlü ses her şeyin kolaylaşacağının müjdesini veriyor.ama gene de her şeyi bilen Allahtır.

artık mektubu bitirirken sana her şeyi anlatabildim mi anne. Aslında bir öok şeyi gelecek yazın konuşabiliriz. Yeter ki siz sağlıklı olun. Herkese selam etmek istemiyorum sadece Babama Hediyeye Nuraya Yengeme Buraka Burcuya Mücoya Hilale ve miniklere selam etmek    istiyorum. Özellikle dayıma biraz burukluğum var (her şeyi biliyorum fakat bunlar hal hatır sormak için mazeretler olmaz. Hal hatır sormaya engel sadece ölümdür.) kendimi desteksiz hissediyorum. Bazen yalnız kaldığımı erkeklerden hiç kimsenin bana destek olmayacağını düşünüyorum. Tam 4 yıl oldu  öldüm mü kaldım mı diye bir defa olsun telefon açıp veya mektup yazıp soran yok. Aslında ben bunları hiç düşünmem ama şimdi aklıma geldi. Ama anne çok mu yanlış. Ben bunları dertlendiğim için yazmıyorum benim karakterimi biliyorsun ben her şeye bu kadar dertlenmem fakat ben salak ve dikkatsiz birisi değilim. Benim salak halalarım benim hiç bir şeyden anlamadığımı sanırlardı fakat onlar salaktı da onun için anlamadılar. Ben sadece basit şeylerde çok kaygılanmam. Ama Mustafa dayım gibi ilgisiz ve aşırı saf  birisi de değilim.belki anne sen bilmiyorsundur ben hareketsiz durgun yavaş görünürüm fakat hiç öyle değilimdir yavaş içinde hızlıyımdır. Sadece biraz nasipsizimdir. Her ne kadar yumuşaksam da sanmayın uysal bir koyunum eğilir ve fakat çekmeye gelmez boynum.

 

Neyse anne tam istediğin gibi uzun bir mektup yazdım hayatta mutluluklar seninle olsun yüzünden gülmeler eksik olmasın kalbin huzurlu gözlerin parlak ve ümitli olsun garip tuhaf bazen salak bazen akıllı bazen kurnaz (Bermet benim gözlerimin aslında çok kurnazca hareket ettiğini söylüyor) bazen sakar bazen de çok şanslı oğlun olduğundan için ferahla dolsun. Allah sana bana ve hepimize nimetlerini nasip etsin. Bana bol bol dua et. Dualar gerekli bana.

 

207
0
0
Yorum Yaz