Bilgi Toplumu Olmak Çabasındayken

2015-03-18 10:17:00

 

Teknolojinin eğitim ve öğretim ortamına sunduğu en önemli iki değer bilgisayar ve internettir. Bu her iki yapı birlikte düşünüldüğünde okul ve sınıf gibi fiziksel mekan odaklı eğitime alternatif olabilecek pek çok yaklaşımı anlamlı kılmaktadır. Wilson ve Marsh internet erişiminin öğrencilere kazandırdığı iki özelliğe dikkat çekmektedir (Akbaba ve Altun, 2000). Birincisi, interneti bilgi erişimi ve paylaşma, iletim ve araştırma amaçlarıyla kullanan öğrencilerin ileriki yaşamlarında teknoloji ile daha barışık olacaklarıdır. Bu bireyler takım çalışmasına kolaylıkla adapte olur ve kendi bilgi potansiyelini yine bu kaynaklar yoluyla yapılandırır. İkincisi ise, internet erişiminin öğrencileri sınıfın fiziki sınırlarından kurtararak onları birey odaklı bir yapı içinde özgüven kazanmaya teşvik etmesidir.

Eğitimin yeni tanımı; “kişide kendi öğrenme profili hakkında farkındalık yaratılması yoluyla, daha üst zihinsel yeteneklerini ortaya çıkarıp geliştirmesi ve bu arada da değişen çevresel koşullara uyum gösterebileceği bilgi, beceri ve davranışları sürekli olarak güncelleyebilmesi için uygun öğrenme ortamlarının yaratılması süreci” şeklinde yapılabilir(Genç,Z.,S., ve diğerleri). Gelecekte başarılı olacak örgütler, bireysel ve orgutsel duzeyde oğrenme kapasite ve isteğine sahip olmanın yanında, gecerli ve guvenilir bilgiyi uretip yeni alanlara uygulayabileceklerdir. Örgütlerin sadece belirli bilgileri oğrenmeleri, kalıplaşmış bilgilere sahip olmaları yetmeyecek, yeni bilgiler uretmeleri, ellerindeki bilgi ve birikimi yeni alanlara uygulayarak, bilgiyi bir uretim faktoru olarak kullanmaları gerekecektir. Ayrıca, bilginin sadece zihinlerde gecici bir sure icin depolanması ve gerektiğinde geri cağrılması anlamına gelen ezberci yaklaşım onemini yitirmiştir. Bilginin bireysel davranışa yansıması ve bireyin davranışlarında anlamlı değişmeler meydana getirmesi gerekmektedir. (Braham, 1998: 9-10).

Gelecekteki eğitim modelleri içinde sanal öğrenmenin kapsamlı bir model niteliğine bürüneceği açıktır. Ender kaynaklara büyük ölçüde ulaşım kolaylığı sağladığından eğitim ve öğretimdeki önemi gittikçe artacaktır. Buna karşın sanal öğrenmede yeni bir öğrenme çevresi için personel yetiştirme gibi gizli bir mali bedelin olduğunu henüz anlamaktayız (Robinson ve Ikeda, 2002). Eğitim kurumlarını ve özellikle yükseköğretim kurumlarını bir tek modelin geleceğe sürükleyemeyeceği kesindir. Eğitim gelecekte uzaktan yürütülecektir. Fakat eğitim kurumları daha çok farklılaşacak, eğitim daha geniş kitlelere sanal olarak sunulacaktır. Online

eğitimin gelecekteki durumu öğretim ve öğrenimdeki başarı, geçerlik, öğretimin psikolojik, felsefi ve sosyal dinamikleriyle uyum gibi pek çok açılardan zaman içinde sorgulanmasıyla ortaya konacaktır.( kaynak: http://www.ogrenenlider.com/journal/article_show.aspx?article_id=46¤t_page=4)

yazı çok dikkatli okununca görülecektir ki hala sonuca ulaşılamamış.künhüne vasıl olamamış diyelim eski tabirle.

Verilen kaynaklar dikkat edilirse çoğunlukla yabancı yerli kaynaklar da yabancı kaynaklı. Bilgi eğitim ilgi  vs. çok motor fiziksel teknik bir bakışla irdelenmiş. ve illa da köklerinden çok ötelere fırlatılan toplum oluşturma gayretleri.

 

Hayır yukarıda verilen bilgiler yanlış değil ama eksik. Pek çok kimseye bayağı sığ  gelen bir iddiayı tekrar etmekten bıkmayacağım o da “kök”. bilgimiz köklerimizden beslenmezse güdük bir uğraşın içindeyiz demektir. Çünkü kadim yazarlarımızın kitaplarında derin  bilgilerin keskin gözlemlerin olduğu bilinmektedir. Hatta bu bilgiler yukarıda yazılanlara ket vurmak bir yana onları da içine alacak  muazzamlıktadır.

Bu kadim eserlerde insanı merkez alarak her şeyi anlamlandırma çabası var olmakla birlikte batılı beynin ıskaladığı, boş bıraktığı alan olan ruhi yücelişin amacı net olarak belirtilmekte ve bu yolculuğun metodik sırları da  bir bir serdedilmektedir.  Hem de yoğun tartışma ,karşılaştırma özgür ve özgün eleştiri mantığı kuralları çerçevesinde.  

Şimdi ne hallerdeyiz ve nereye evrildik?

                                                                                          Özcan ATAR

46
0
0
Yorum Yaz