kabirlerden kalkış!

2014-08-17 02:57:00

 

 
Pek çoğumuz dünyada yaşarken  game ower  denildiğinde ne olacağımızın endişesini merakını yaşarız. Kaygılanan da olur hiç tasa duymayan da. Ancak pek çok insan dünyadaki yaşamdan sonraki sahnelerin neler olacağını hocalara sormaktan yorulmazlar.
        “Farkındalığa” ulaşabilsek… Kuran önümüzde dururken , Kuran tüm insanlığın kurtuluşunu vaat ederken ve dünyadan sonra neler olacağını apaçık anlatıyorken “bu gaflet niye” demekten insan kendini alamıyor.  
        Allah bazı ayetleri diyalogları detaylı anlatmazken öldükten sonra dirilmeyi o zaman diliminde geçen diyalogları enfes bir  şekilde sunuyor. Biz Kurandaki insanlığın diriliş hadisesini bir film gibi seyredelim.
        Öncelikle bir şekilde her şey yıkılıp dökülecek yok olacak insanlar hayvanlar  ölecek. Sadece Allahın yok etmedikleri istisna.  Yani kıyamet dediğimiz hadise vuku bulacak. "Sûr'a üfürülünce, Allah'ın dilediğinden başka, göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi çarpılıp cansız yere düş(er)"ecek. (ez-Zümer, 39/68).
 Batılılar Amerikalılar zaten bu konuda oldukça iyi filmler yaptıkları için günümüz insanının hayal etmek için fazla sıkıntı çekeceğini zannetmiyorum.  İlginç olan Batılıların “zombileri” nereden kopyaladıkları. Her ne kadar Kurandaki “kabirden kalkışlar” zombilerle alakasız olsa da zombilerin kabirlerden çıkması insanın ilk dirilişle ilgili hayal gücünü geniş tutmasına olanak veriyor.
        Aman Allah’ım ne muazzam bir sahne. Çocuğunla eşinle milyar yıl önceki dedelerinle belki milyarlarca yıl sonraki torunlarınla ananla babanla dünyada belki göremediğin minik kardeşinle ve her şeyden önemlisi bu zamanlar için seni uyarmaya çalışan PEYGAMBERLERİNLE yaratıcının huzurunda çırılçıplağız. Allahtan gelmiştik tekrar ona döndük.  Kabirlerden kalktık  teker teker…işte o kalkış anı buyurun Kuran: “...o  gün yerden (kabirlerden) çıkarak  hızla koşmaya başlarlar…sanki onlar dikili bir şeye yönelmiş gibidirler .Başları boyunları üstüne kaskatı dikilmiş, göz kapakları kıpırdamaksızın korkudan dolayı zihinleri bomboş bir halde koşuşurlar….O gün, en ufak bir sapma göstermeden çağırıcıya uyarlar. Sesler Rahman'ın huzurunda kısılmıştır; fısıltıdan başka bir şey işitemezsin.” İlk kalkışta ağzımızdan dökülen söz şu olur: “elhamdülillah!” saf, şaşkın, korku dolu bir halde iken kendi aramızda  fısıldaşarak şöyle konuşuruz  : “ on gün kadar bile kalmadık (dünyada)…yalnızca bir gün kaldık…”  Allah bunun üzerine şöyle der: “… bir saat kadar kalmış gibidirler….halbuki Sadece az bir süre kaldınız; keşke siz (bunu) bilmiş olsaydınız!”
O gün belli bir yöne doğru gayri ihtiyari hızla koşarken insan halleri  farklı olacak. Dünyada iken Allah’a inananlar,  mütevazı  hayat yaşayanlar,  Allaha teslim olanlar,  erdemli yaşayanlar, yalansız dolansız yaşayanlar, kabirlerinden çıkıp hızla koşarken nasıl olacaklar? İşte Kuran: “O gün, mü'min erkekler ile mü'min kadınları, ışıltıları  önlerinde ve sağlarında koşarken görürsün. "Bugün sizin müjdeniz, içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz), altından ırmaklar akan cennetlerdir." İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk  budur.( (Hadid Suresi, 12)…Onların yüzlerinde ne bir karartı ne de  sararma, ne de bir zillet (görülmeyecek), işte onlar cennetin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır.( Yunus Suresi, 26-27)…... O gün Allah, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri küçük düşürmeyecektir. Nurları, önlerinde ve sağ yanlarında koşar-parıldar. Derler ki: "Rabbimiz nurumuzu tamamla, bizi bağışla. Şüphesiz Sen, her şeye güç yetirensin." (Tahrim Suresi, 8)
Peki hızla koşarken Allaha inanmayan ve berbat bir hayat yaşayanlar,zalimler, haksız yere öldürenler, fitne fesat çıkaranlar  vs.onlar nasıl  olacaklar? İşte Kuran:” …O gün, münafık erkekler ile münafık kadınlar, iman edenlere derler ki: " (Ne olur) Bize bir bakın, sizin ışıltınızdan birazcık alıp-yararlanalım." Onlara: "Arkanıza (dünyaya) dönün de bir ışık arayıp-bulmaya çalışın" denilir. Derken aralarında kapısı olan bir sur çekilmiştir; onun iç yanında rahmet, dış yanında o yönden azab vardır. (Hadid Suresi, 13)…Gözleri 'zillet ve dehşetten düşmüş olarak', sanki 'yayılan' çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar. (Kamer Suresi, 7)…Boyunlarını çağırana doğru uzatmış olarak koşarlarken, kafirler derler ki: "Bu, zorlu bir gün." (Kamer Suresi, 8)…Başlarını dikerek koşarlar, gözleri kendilerine dönüp-çevrilmez. Kalbleri (sanki) bomboştur. (İbrahim Suresi, 43)
Tabi herkes kendi derdine düştüğünden eşim, çocuklarım, annem, babam kardeşlerim  vs. düşünecek hal yok. Dümdüz her şey…tek tek ,fert fert…bağlar yok.. kendim ve Allah!!  Ancak akrabam tanıdığım eşim babam çocuğum değil ; inananlar ve inanmayanlar var! İki taraf o hengamede o  telaşta birbirini görüyor!  Biri gayet emin, güvenli, mütebessim, diğeri sararmış, korkulu, tedirgin. ben hangi tarafta isem… işte Kuran : “…kişi o gün, kendi kardeşinden kaçar,
Annesinden ve babasından, eşinden ve çocuklarından, O gün, onlardan her birisinin kendine yetecek bir işi vardır. (Abese Suresi, 33-37)
Diriliş gününde zelil duruma düşmüş olanlarla kurtuluşa ermiş olanların kendi aralarında yapacakları konuşmalar da Kuranda anlatılır. Ancak Kuran o diriliş gününün geleceğini dünyada iken  inançsızlara haber verir. Ve bu anlatış muazzam bir şekilde SAFFAT suresinde resmedilir. Öylesine ihtişamlı bir giriş yapılır ki Kuranda; bu harikuledelikleri anlatanın anca “deli” olabileceği dillendirilir. Peygamber saçmalıyor artık iyice deli divane olmuştur  kafirlerin gözünde. Nasıl olurdu?Bu garip sözler ondan nasıl sadır olurdu? Halbuki o Muhammet ,bildikleri Muhammet!  şehirdeki en “güvenilir” insan değil miydi?
Allah mezardan çıkınca bana geleceksiniz  o zamanların  geleceğine inanın diyor Saffat’ta. Çünkü sen basit bir insan olduğunun farkına var. Bileşenlerinde balçık olan basit bir maddeden yaratıldın. Bil ki senden başka uçsuz bucaksız kainatlar, sıra sıra dizilmiş görevli  melekler,  ateşlerden yapılmış şeytanlar,  o hırsız  şeytanları delip geçen ışınlar var. Ateş topu yıldızlar, insanları tehlikelerden koruyan  sema  var. Uzaylarda dönen gezegenler, farklı boyutlarda insanların asla bilmediği   nice durumlar var! Bunları yaratmak mı zordur yoksa küçücük insanı yaratmak mı? Sen küçücük bir dünyada küçücük bir insan olduğunu bil! Haddini bilerek yaşa ki tekrar dirilince hakir duruma düşme!  Ne var ki  tüm bunları öğrenen Hz.Muhammet hayranlık içinde şaşırmışken onlar : “bunlar sihirbaz sözleri” diyerek alay ettiler ve  “ne yani öldükten sonra tekrar mı dirilecekmişiz (!) “ dediler.  Halbuki inansalardı ne kaybederlerdi ?...
İşte o an gelip çattı insanlar tek bir çığlık ile  mezarlardan çıktılar ve bakındılar!
 Ve sonra İnançsızlar yan yana geldiler ve başladılar fısıltı ile konuşmaya : “ eyvah! Bugün yargı günü..”  bir taraf (iyi gibi görünüp) bizi siz ayarttınız dedi; suçlanan taraf ise  hayır biz sizi zorlamadık zaten siz azgındınız(bizim dediğimizi yapmaya meyilliydiniz)dediler ancak; suçlanan taraf ikna olmayınca, “doğru! biz sizi yoldan çıkardık ; çünkü biz gerçekten çok sapkındık” dediler.  Sonra kendi aralarında Allah’ın vaadi yerine geldi hep beraber boyun büküp “azabı tadacağız çare yok” dediler.
Ve sonra kendini Allaha adamış olan inançlılar yan yana geldiler ve  başladılar fısıltı ile konuşmaya : biri diğerine; “dünyadayken benim bir arkadaşım vardı bana sen de mi öldükten sonra dirileceğine inanıyorsun…ölüp toprak olduktan sonra bir de dirilip hesap mı vereceğiz derdi” dedi ve yanındakilere;  işte ben o kişinin cehennemdeki son halini gördüm.  dünyadayken az kalsın beni de kendine çekecekti ben şimdi onun gibi cehennemin ortasında kalacaktım. Allah korudu da ben ona uymadım.” Dedi. Sonra kendi aralarında birbirilerine “biz bir daha ölmeyecek miyiz” diye (belki şaşkınlık ve sevinçle )sordular. (belki içlerinden biri) “hayır bir daha ölmeyeceğiz (kardeşlerim)” dedi. Hep beraber “işte en büyük saadet,kurtuluş” bu dediler.  
Bu diyaloglar bu şekilde oluyorken Allah dünyada biz yaşayan insanlara bu örnekler üzerinden şöyle diyor: “(artık dünyada yaşayanlar) Böyle ebedî bir saadet için çalışsınlar..”
Sorgulamalar bittikten sonra inançsızlar Cehenneme inançlılar ise ebedi kalacakları Cennete gönderilirler.
                                                                              Özcan ATAR

175
0
0
Yorum Yaz