KURAN'IN KİTAPLAŞMASI

2014-10-28 12:19:00

    Kuranın kitaplaşması süreci hakkındaki kaynaklardan çıkardıklarım:                     1. OKUMA,YAZMA, EZBERLEME:       Vahiy geldiğinde Peygamberimiz  hemen ayeti okuyor ve ezbeliyordu. sonra yanında katip sahabi varsa ona yazdırıyordu. yanında katip yoksa katip arıyor onu çağırıyor ve ona yazdırıyordu. Katip yazdığını aynı zamanda ezberliyordu. (tahminimce ki kaynaklarda böyle demiyor bir nüsha peygarimizde kalıyor bir nüshasını kendi evine götürebiliyordu.)                      2.  MUKABELE, EYLEM:          Okuma yazma ve ezberleme ve bir yerde biriktirme süreci devam ederken ramazan aylarında o güne kadar gelen ayetler Cebrailin kontrolünde peygamberimiz ve katipler (ya da diğer sahabilerle beraber) tarafında karşılıklı okunup ezberleniyor,  tekrar ediliyordu.           Eylem olarak da namazlarda bu ayetler okunuyor ve kitleleler bu ayetleri pratik hayata uyarlıyorlardı.                      3. TERTİP,SON :           23 yılın sonunda peygamberimize çok büyük ihtimal öleceği Allah tarafından kendisine hissettirilince  ya da bildirildirilince  (kaynaklarda bu belirtilmiyor yanılmıyorsam, kesin bilgim yok) peygamberimiz o güne kadar okunan ezberlenen tekrarlanan ayetleri Cebrailin kontrolünde tertip ediyor (kaynaklarda böyle yazmıyor) ve ilk Kuran mushafı tamamlanmış oluyor. Bu mushafın elbette harekeleri noktalamaları yoktu. Tamamlanan Kuran hz. Ebubekird... Devamı

Aydın şehri Venedik’e ya da Eskişehir’e benzedi mi?

2014-10-13 22:18:00

              Aydın şehri iklimi bakımından tam bir cennet. Ne var ki bu cennette yaşayan bizler Aydın çok güzel bir kent görümüne getiremiyoruz. Hımbıllığımızdan mı beceriksizliğimizden mi parasızlığımızdan mı aklımızın kıtlığından mı soyutlanmış olduğumuzdan mı bilinmez. Aydın halkı Aydın için yaşamıyor Aydını sevmiyor. Özlem hanım projeleri arka arkaya patlatıyor lakin proje bittiğinde ortaya hiç güzel yapılar çıkmıyor. insan bu park çok güzel oldu diyemiyor.             Tabakhane deresinin ıslahı ile Aydındın Eskişehir’e benzeyeceğini söylemişti Çerçioğlu. haliyle çok heyecanlandık harika bir proje diye. proje bitti sonuç berbat. Eskişehir’in yanından bile geçmiyor. yutkunup insanın ağlayası geliyor. Aydın ve Aydın’lılar böyle güdük projeleri mi hak ediyor diye . Sayın Çerçioğlu’nun düşüncesi güzel yapmak istedikleri güzel bunlara bir diyeceğim yok ancak kimlerle çalışıyorsa işte problem onlarda. yani akıl verici yol göstericilerde.  Proje bittiğinde gazetelerdeki açılış resimlerine baktım ve  mekanın resimleri yok hiçbirinde sadece Özlem hanımın zeybek oynaması var. Demek objektiflere girmeye değer yer olmadığından sadece Özlem hanımı çekmişler. Ve resimsiz olarak şöyle yazmışlar: “Yapılan spor alanı, yürüyüş yolu ve oturma köşesi gibi düzenlemelerle birlikte derenin ikiye böldüğü Egemenlik Bulvarı adeta "Venedik Sokağı" görünümüne büründü.” Güler misin ağlar mısın…halbuki proje resimleri çok güzeldi işte yapılması planlanan Tabakhane deresi:       ... Devamı

zorunlu aidat

2014-09-22 20:42:00

     Yıllar önce iş arayışı içindeyken İzmir de İzmir ODALAR bİRLİĞİNE özgeçmiş bırakmak için gittiğimde kapıdan içeri zor girmiştim. içeriye girdiğimde KARUNLARIN SARAYLARI gibi idi. cv mi sekreterin sekretine bırakabilmiştim büyük ihtimal o da çöpe kadar eğilip atmıştır. böyle acayip bir BİRLİK  tüm esnafnalardan zorla aidat alıyor. zavallı esnaf devlete mi odalara mı derneklere mi sgk ye mi nereye para yetiştirecek.  MİLLİ EĞİTİM ile Alt Orta gelirli esnafa dair düzenlemeler yapılmadıkça, gelir adaletsizliğindeki dengeler sağlanmadıkça YENİ TÜRKİYE demenin bir anlamı yok. sadece MİT in başarıları dahi YENİ TÜRKİYE olmak için yeterli değil malesef. Devamı

Bizden çıkmayan ve bizden beslenmeyen her ne olursa olsun sonund

2014-09-11 03:15:00

   Demokrasi sistemi bizden çıkmadıysa  demokrat olmak zor oluyor. Film yapma hikaye yazma roman yazma bizden sadır olmadıysa ki olmadı işte tüm bunları biz sadece taklit etmekten öteye gidemiyoruz. Çünkü biz bulmadık biz taklit ettik ve sadece taklitlerimizi daha da geliştirdik.         Matbaayı biz bulmadıysak masada yemek yemeyi biz icat etmediysek  ilk film makinesini fotoğraf makinesini biz bulmadıysak ilk roman ve hikaye yazı tarzlarını biz ortaya koymadıysak çektiğimiz filmler hala bir Avrupalının filmleri kadar kaliteli olamıyor. Bu bizim kaliteli olmadığımızdan değil elbet ama bizim genetik şifrelerimizin çok farklı olmasından kaynaklanıyor.         O kadar farklı ve ulvi değerler genlerimize kazınmış ki bizim filmlerimizde kitaplarımızda bunun esintilerine rastlamamak mümkün değil. Biz ne yaparsak yapalım en girift düşünceleri en basit gündelik konuşmaları ne filmlerimize aktaramayız. Sadece taklit etmeğe çalışırız. Başarılı olamayız. Çünkü ilk filmi biz yapmadık ve film demek  aslında rol yapmak yalanı gerçekmiş göstermek ise Türklerin genetik şifrelerinde rol ,yalan dolan,  gibi yapmak vs. şeklinde yapmacıklıklar olmadığından filmlerimizde belli düzlemde devam etmez. Ya tamamen alçalma olur ya da tamamen yücelme olur. Mesela bir yabancı filmde dizide pekala aileler en mahrem durumlarını bir toplantıda sere serpe anlatabilirler yani gündelik hayatta eşler arası konuşmalar ve davranışlar  çok güzel anlatılır. Yani yabancı filmi seyreden bir insan o filmlerde direkt olarak kendini buluverir.  Ve batılı felsefenin de psikolojinin de efendisi olduğundan filmlerinde kitaplarında mükemmel kurgular senaryolar bulunur. Bizde olmaz bunlar.         Sadec... Devamı

Tembellik Hakkı

2014-09-10 21:21:00

          Paul Laferque Tembellik Hakkı adlı kitabında “hala anlayamıyorlar makinenin insanlığın kurtarıcısı olduğunu; insanı aşağılık ücretli işlerden kurtaracak olan, azat eden boş zaman ve özgürlük veren tanrı olduğunu.”         Makileşme işgücünde insana ihtiyacı azalttığında işsizlik de buna bağlı olarak körüklenmiş oluyor. P.Laferque insanın tam da bu sebepten özgürlüğe kavuştunu vurgularken artık mutluluğun da yolunun makine ile yani işsisizlik ile açıldığını söyler. Necmettin Erbakan:  “insan çalışmak istemez çünkü insan cennette yaşayacak şekilde kodlanmıştır” derdi. Yani işsizlik –tembellik-çalışmamak  tüm inanışlarımızın tersine Paul’e göre güzel bir durumdur.         İşsizliğin insanı girdaba sürüklediğini yaşantıları ile pek çok insan deneyimlemiştir.  Bilim insanları makalelerinde çalışamamanın işsizliğin  bireysel sosyal zararlarını detaylarına kadar yazmışlardır. Gençlerin internet teki forumlarda yaşantılarından aktardıkları  olumsuzlar da işsizliğin insanları ne hallere getirdiği açık biçimde görülür; ancak ben işsizliği Paul’un açısından bakacağım.         Karınca gibi çalışan insanlar. Durmadan biteviye…dev  fabrikalarda sanayilerde ofislerde geçim derdi içinde saatlerce oturarak veya ayakta çalışan insanlar..hele büyük şehirlerin curcunası…sabah sokaklarda işlerine yetişmek için koşuşturan, sabah işe gitmek için akşam eve dönmek için otobüslerde balık gibi üst üste yolculuk yapan , yorgun, yarı kapalı gözler. Düşünceli yüzler,... Devamı

dünkü yazımda...

2014-08-30 19:05:00

      dünkü yazımda Yiğit Bulut'u çok önemsediğimi yazmıştım. bir gün sonra Bulut'un çok önemli bir göreve getirildiği görüldü. her kimse o -ki tabi Tayyip Erdoğan- Yiğit Bulut'u keşfetti. inşallah Türkiye sağlılklı aklını yitirmez de çok daha aydınlık günlere ulaşır. ALLAHIM BİZE YARDIM ET!!!                        Özcan ATAR http://www.sabah.com.tr/Gundem/2014/08/30/yigit-buluta-ust-duzey-yeni-gorev-1409357374   Devamı