Yiğit Bulutun yazdıkları çok önemli-sistem değişmeli-

2014-08-30 01:11:00

            Yiğit Bulut en sevdiğim yazarlardan. düşünceleri ve yazıları çok berrak doğru,  yol gösterici ve çözüm odaklı. bugün de bas bağırıyor. yeni türkiye güzel yeni kazanımlar güzel de şayet yönetim sistemi değişmezse - başakanlık sistemi olmazsa - bu yeniliklerin hiçbir anlamının kalmayacağını net olarak ortaya koyuyor ki çok çokdoğru tespitler.                hepimiz yeni türkiyenin efsununa gark olmuş durumdayız lakin bu doğru ama biraz yapay duruyor. yani sağlamlaştırılması gerekiyor ve bun için de kesinlikle yönetim sisteminin ivedilikle çözümlenmesi geekiyor. yoksa her şey biz anda çer çöp olurda hiçbir zaman yaşamadığımız bir hüsrana uğrararız. hani yüzlerce yıl önce Osmanlı'ının iyi gidiyorum diye zannnederken fetret devrini yaşamak zaorunda kalışı gi. hafazanallah. Devamı

bütünlük

2014-08-28 21:36:00

            “Konuşmada bana tuhaf gelen yegâne unsur, son dönem Başbakan Erdoğan’ın konuşmalarına da damgasını vuran ”kutsallık” vurgusu. Ak Partililer artık kendi başarılarını sadece ”tarihi” değil, ”ulvi” bir terminolojiyle anlatıyorlar. ”Devleti kutsamıyoruz” diyen bir hareketin 12 yıl sonra geldiği nokta, kendini kutsama. Davutoğlu da dün ”kutsal”, ”kutlu” gibi sıfatlar ve İslami referanslarla kendi dönemimin uhrevi bir anlamı olduğu söylemini devam ettirdi ki... Buna katılmıyorum. Siyaset, alt tarafı siyasettir. Parti de partidir. İktidar olmanın, yönetmelik çıkarmanın, bakanlar kurulu toplamanın, MGK toplamanın kutsal bir yanı yok. Ne burada, ne yukarıda. Çünkü nihayetinde bu gezegende 8 milyar insan yaşıyor. Bunların sadece 77 milyonu bizde. Homo sapiens dediğimiz canlılar ise, 200 bin yıldır dünyada. Diyeceğim, hepimiz en fazla uzun bir yolda birer kum tanesiyiz.” Diyor Milliyet Gazetesinde Aslı AYDINTAŞBAŞ 28.08.2014 tarihli köşesinde.          Evet bir bakıma söyledikleri doğru  lakin İslamın tek yönlü ya da iki üç yönlü yelpazesi olmuş olsaydı aynen Hıristiyanlık veya Yahudilik  gibi, yazdıklarına evet demek düşerdi .  1400 yıllık bir dininin disiplinlerinin ilmi fikri siyasi ve hatta gündelik çözüm pratikleri o kadar derin ve boyutlu ki buna kör sağır kalmak ya da bilmezlikten görmezlikten gelme yöntemiyle yazmak konuşmak doğrusu abestir.  Hemen her saniyede kainat ve bilinen bilinmeyen her şey  değişim dönüşüm içinde iken  Kuranın da hemen devamlı mucizevi bir şekilde her gün ve her zaman  farklı yönlerinin keşfedilmesi  ve insana/insanlığa &cced... Devamı

Son dönem Kitapların Yazım Süreleri ile ilgili

2014-08-26 00:02:00

       ben kitap yazmanın zor olduğuna inanalardanım. kitap yazmak demek insanın diğer insanlardan farklı söyleyeceklerinin olması demektir. aynı şeyleri farklı üslupla anlatmak  da demiyorum. gerçekten "faklı"lıktan bahsediyorum.       son yıllarda ilginç bir gelişme var kitap yayınlarıyla ilgili. o da şu; akşam haberlede bir kişi veya olaydan bahsediliyor sadece 3-4 gün veya bir hafta sonra o layla veya kişiyle ilgili kitap kitapçı raflarında yerini alıyor. olamaz böyle bir şey. hem de bunu belli zihniyetteki insanlar yapıyor. dah dur olay daha dün öğrenildi o kitapları hanzi süre zarfında yazıp piyasaya çıkarabiliyorsunuz. ben bu tip kitapları alıp kütüphanemde yer vermem çünkü bana göre bu kadar kısa zamanda yazılan kitap ilmi değere haiz olamaz. sadece ilmi değil edebi değere de haiz olamaz.                                            Özcan Atar       Devamı

Yusuf Kaplan'ın enfes bir yazısı

2014-08-25 23:38:00

Medeniyet Tasavvuru Manifestosu Uygarlık yani sivilizasyon, tek boyutludur: Yalnızca yatay düzlemde varolur. O yüzden sadece yüzeyle ilgilenir, her şeyi yüzeyselleştirerek düzleştirir. Ve bitirir. Uygarlık, bura'yla ilgilidir: bura'yı ele geçirmekle; burada hüküm sürmekle. O yüzden uygarlık, hakikati bütün yönleriyle kavrama melekelerinden yoksundur; zira hakikat diye bir derdi yoktur: Daha ürperticisi de, yalnızca kendisini hakikat olarak görür uygarlık. Ve tanrılaştırır, bir Grek tanrısı gibi. MEDENİYET VAREDİCİ, UYGARLIK YOKEDİCİDİR Oysa bura, geçicidir: Burada olan her şey, gidici. Geçici ve gidici olanı, sanki kalıcı ve köksalıcı bir şeymiş gibi görmek, insanın algı melekelerini de, zihin melekelerini de, düşünme melekelerini de ayartmakla ve körleştirmekle sonuçlanır kaçınılmaz olarak. Uygarlığın dünyası, yalnızca mülk âlemidir: O yüzden her şeye mâlik olmak, sahip olmak, kontrol ve kolonize etmek ister. Melik'leşir. Melekleşmekten ürker: Ürker çünkü melekleştiği zaman, kahpe feleğin, bütün mülklerini, güçlerini elinden alacağını, geçersiz kılacağını vehmeder. Uygarlık, yok etmesini bilir yalnızca. Her şeyi yok eder. Medeniyet ise, her şeyi var edicidir: Her şeye ve herkese kendi olarak hayat bahşeder. MEDENİYET'İN ÖZ'Ü HİKMET, UYGARLIĞIN ÖZÜ ŞİDDETTİR Birbirine bakan ve birbirine akan mülk âlemi ile melekût âleminin birbiriyle buluşması, birbiriyle konuşması, birbirini olgunlaştırması yolculuğudur medeniyet. Medeniyet, özü, özsuyu hikmet olduğu için, hakikatin izini sürer. Uygarlık ise, özü ontolojik şiddet olduğu için, hakikatin izini siler, kendisini hakikat ilan eder ve bu... Devamı

kabirlerden kalkış!

2014-08-17 02:57:00

    Pek çoğumuz dünyada yaşarken  game ower  denildiğinde ne olacağımızın endişesini merakını yaşarız. Kaygılanan da olur hiç tasa duymayan da. Ancak pek çok insan dünyadaki yaşamdan sonraki sahnelerin neler olacağını hocalara sormaktan yorulmazlar.         “Farkındalığa” ulaşabilsek… Kuran önümüzde dururken , Kuran tüm insanlığın kurtuluşunu vaat ederken ve dünyadan sonra neler olacağını apaçık anlatıyorken “bu gaflet niye” demekten insan kendini alamıyor.           Allah bazı ayetleri diyalogları detaylı anlatmazken öldükten sonra dirilmeyi o zaman diliminde geçen diyalogları enfes bir  şekilde sunuyor. Biz Kurandaki insanlığın diriliş hadisesini bir film gibi seyredelim.         Öncelikle bir şekilde her şey yıkılıp dökülecek yok olacak insanlar hayvanlar  ölecek. Sadece Allahın yok etmedikleri istisna.  Yani kıyamet dediğimiz hadise vuku bulacak. "Sûr'a üfürülünce, Allah'ın dilediğinden başka, göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi çarpılıp cansız yere düş(er)"ecek. (ez-Zümer, 39/68).  Batılılar Amerikalılar zaten bu konuda oldukça iyi filmler yaptıkları için günümüz insanının hayal etmek için fazla sıkıntı çekeceğini zannetmiyorum.  İlginç olan Batılıların “zombileri” nereden kopyaladıkları. Her ne kadar Kurandaki “kabirden kalkışlar” zombilerle alakasız olsa da zombilerin kabirlerden çıkması insanın ilk dirilişle ilgili hayal gücünü geniş tutmasına olanak veriyor.         Aman Allah’ım ne muazzam bir sahne. Çocuğunla eşinle milyar yıl... Devamı

incitme!

2014-08-14 19:02:00

İncitme - Alvarlı Efe Hazretleri   Hazer kıl! Kırma kalbin kimsenin cânını incitme! Esîr-i gurbet-i nâlân olan insanı incitme! Tarîk-i ışkda bîçâre-i hicrânı incitme! Sabır kıl her belâya, Hâne-yi Rahman'ı incitme! Felekde hâsılı insan isen bir cânı incitme! Günahkâr olma, Fahr-i Âlem-i Zî-Şânı incitme! Elin çek meyl-i dünyadan, eğer âşık isen yâre, Muhabbet câmını nûş et, asıl Mansur gibi dâre, Misafirsin felek bağında, bendin salma efkâre, Düşersen bir belâya, sabır kıl; Mevla verir çâre, Felekde hâsılı insan isen bir cânı incitme! Günahkâr olma, Fahr-i Âlem-i Zî-Şânı incitme! Bulaşma çark-ı dünyâya, vücûdun pak u tâhirken, Güvenme mâl u mülk ü mansıbın efnâsı zâhirken, Nic'oldu malı Karun'un felek bağında vâfirken, Nedir bu sendeki etvâr-ı dert gönlün misafirken, Felekde hâsılı insan isen bir cânı incitme! Günahkâr olma, Fahr-i Âlem-i Zî-Şânı incitme! Hasislikden elin çek, sen cömerd ol kân-ı ihsan ol! Konuşma câhil-i nâdân ile gel ehl-i irfân ol! Hakîr ol âlem-i zâhirde, sen mânâda sultan ol! Karıncanın dahi hâlin gözet, dehre Süleyman ol! Felekde hâsılı insan isen bir cânı incitme! Günahkâr olma, Fahr-i Âlem-i Zî-Şânı incitme! Ben insanım diyen insana düşmez şâd'u handanlık, Düşen bî-çareyi kaldırmadır âlemde insanlık, Hakîkat ehlinin hâlidurur dâim perîşanlık, Bir işi etme kim gelsün sana sonra peşîmanlık, ... Devamı