Uzak Kuzey Dağlarında

2009-01-06 00:40:00

  Batmakta olan güneşin şulesi yavaş yavaş kaybolurken koyu kırmızı bulutlar ak tepeli dağların etrafında dolanıp duruyordu. Dağ yamaçlarından gürüldeyerek aşağı bayıra doğru akmakta olan su, bahar havasına girmiş ağaçları yararak aralıyordu. Ağaç gölgesindeki ak çadır suyun dibine kondurulmuş çadırın hemen yanında ata binmek için hazırlanırken kart-kart geğirerek yolcu etmek için çıkan Krgalday eneye döndü: -Gelininizin hastalığı sadece sıcak çarpmasındnmış dünürüm. Ateş gibi sıcak bir suya girsin! Suya bir iki girse iyileşir diyerek Kargalday Ene’nin gönlüne su serpti. Kargalday Ene iki gözü yiyecekle dolu keybeyi Moldabay’ın atının üzerine koyarken Moldabay onun nefesine olan güvenle şçyle dedi: -Çocuklarımın hayrını gör. Allah yolunu açık etsin. Bu küçük hediyeleri yeğenlerim yesin. Sağlık sıhhatin oldukça daha...Kargalday Enenin sözü bitmiyordu. Moldobay gülerek : - Zahmet oldu dünürüm Ha ha ha! Böylece nefesi en tesirli üfüeükçülerden birisi daha uzaklaşıp gitti. Hastalıklı Salkın her gelenin söylediklerini uygulayarak daha bir gücünü kaybetti. Salkın hastalanıp yattığından beri Kargalday Ene eli hafif üfürükçüleri bir biri ardına çağırıyordu. Ne yapsın? Onun biricik tek gelini. Onun için üfürükçülerden elinde olanı esirgemezdi ancak üfürükçüler okusalar da tütsüleseler de Salkın’ı bir türlü iyileştiremiyorlardı. Demek Salkın bir ruh hastası değildi. Artık bunu evde yaşayan üç insan kendi gözleriyle şahit olmuşlardı. Esen ile Salkın köydeki hastanenin uzaklığını göze alarak gitmeye karar... Devamı